Beguum -.-


ordovicianfauna:

by Phillip Schumacher



theanimalblog:

Photographer Bill Mangold



gaga mı o ne ki o ne o ? :D

(Source: theanimalblog)


[Flash 9 is required to listen to audio.]

muskulpesentbirtavir:

Kanımın, kendisine karışmak isteyen alkolü reddettiği saatler yaşıyorum.

Üzgünüm, bekleyemedim seni. 

Ama zaten “Bekle” dememiştin. Benimkisi ruhsuz bir sadakatti. İstenmeyen, gerek görülmeyen, hatta hiç görülmeyen bir sözdü. Verildiğinin farkında bile olunmayan.

Ama diyorum ya, kanım reddetti. Yani anlayacağın, yine yapamadım.

“Vazgeç o zaman” dedin bana. “Vazgeç…”

Sen vazgeçmeyi yalnızca vazgeçmek sanıyorsun. Benimse aklıma ilk gelen cümle“Sen beni tanımıyor musun?” oldu. 

Çünkü ancak beni tanımayan, ya da aklını kaçırmış biri bana vazgeç diyebilir!

Mesela az önce beni 6 senedir tanıyan arkadaşlarımla konuştum ve bana “Ne yapmayı düşünüyorsun?” dediler.

Kuramadılar o malum cümleleri. Kuramazlar.

Beni tanıyan biri bana hükmedemeyeceğini bilir.

Ve sen bana “Vazgeç” dedin.

Bense yazdım sana, “Bunu nasıl söylersin….” diye başlayan uzun uzun cümleler. Sonra sildim.

Çünkü kavga etmekten yorulmuşum. Birkaç gün kavgaya ara verelim.

Bir saniye kahkahalar atarken birkaç saniye sonra ağlamak, buzdolabından çıkarılıp kaynar suya atılmış bardak etkisi yaratıyor bedenimde.

Belki de geçen zaman işleri bu hale getiren. Belki de biz birbirimizi değil, zaman ikimizi birden değiştirdi.

Seni bana karşı umursamaz biri yaparken, yani beni senin için hayatına girmiş bütün kadınlardan farksız hale getirirken; benim içimdeki ait olma arzusunu daha şiddetli bir hale getirdi.

Yani eskiden ”Göğsüme yat” diyen sen ve bu cümleyi duyduğunda yalnızca gülümsemekle yetinen ben gitti; bir “Göğsüme yat” cümlesini duyabilmek için ağlayarak sabahlayan ben geldi. Ve sırf bu yüzden, yani bu kadar değer gördüğünden, belki artık senin için kelimenin tam anlamıyla ”cepte” olduğumdan, gitmeye son derece hevesli bir sen.

Beni suçlama! Beni suçlamak için sakın tek bir cümle bile kurma!

O geceyi hatırla. Bir şehirlerarası yolculukta sana “Farkında mısın, benden uzaklaştın, benden uzaklaşmanı istemiyorum” dediğimde, “Haklısın, hatamı şuan fark ediyorum, telafi edicem, söz” dediğin geceyi. 

Ve sakın beni suçlama. Her şey senin benden uzaklaşmanla, benim seni geri istememle, ama senin geri gelmemenle başladı.

Birbirimize karşı ne zaman bu kadar yabancılaştık, sen tanıdığın beni ne ara bu kadar sildin hafızandan, ve nasıl benim her şeyi silip atabileceğimi düşündün, ben anlamıyorum. Ben senin trip çekemediğini ne ara unuttum, onu da anlamıyorum. Hatamı kabul etmeyecek değilim.

Ama suçu zamana atıyorum. Ve sana değil, yokluğuna. Sana kızamıyorum. Sana benim yerime o kadar kızıyor ki zaten insanlar, ben sana kızamıyorum.

“Yine de bağışladım ben hepsini, hem seni hem de kendimi.

O kadar yoktun ki…!”

Ve suçu tüm geri kalanlara atıyorum.

Yanındaymış gibi yapıp yanında olmayanlara,

seviyormuş gibi yapıp aldatanlara,

sevecekmiş yapıp bekletenlere,

ve diğer hepsine.

Seninle bir şeyler için birlikte olanlara,

seni birilerini unutmak için kullananlara,

seni birilerini sevmek için kullananlara,

nicelerine.

“Gel” diyorum sana. Gel ve hiçbir sebep olmadan seni seveyim.

Gel ve birbirimize ait olmayalım biz yine. 

Ama sadece gel !

Eskisi gibi gel. Hiçbir şeyi dile getirmediğimiz o masaya oturalım, susalım, öyle gel.

Sana sarılmayı özleyen yere gel, boynunu özleyen yere gel. Parmak uçlarını özleyen yere gel.

Sana dokunurken seni sevmiyormuş gibi bakmaya çalışan gözlerime gel.

“Geleceğim sabret” diyorsun sonra. Ama nasıl geleceksin.

Karşımda oturup beni bütün bunlar için suçlamaya geleceksin. Bir kere de gözlerimin içine bakarak kalbimi kırmaya geleceksin. Beni senin karşında ağlayacak kadar çaresiz duruma getirmek için geleceksin.

“Neyin bildin ki değerini,

Benimkini bileceksin.

Bunu da tabi mahvedeceksin!!!”

Şimdi bütün bunlara rağmen yorgun kolumu kıpırdatmaya çalışıyorum. Yine de “üzülme” diyorsun bir şekilde. “Bak yanlış anladın kötü davranmak istememiştim” diyorsun. Ama kötü davranıyorsun, belki farkında olmadan.

Sana sevgilinin olduğunu ilk öğrendiğim güne git. Aylar öncesine.

Sana “Kimle olursan ol seni istemekten vazgeçmeyeceğim” dediğim güne git.

Şimdi bana yeniden dokun. Ama yavaş.

Öyle yavaş dokun.

“Çünkü benim hala yaralarım var.”

Artık sana yazmamı istemiyorsun ya, eyvallah. 

Dilediğince.

(Source: muskulpesentbirhanim)

Via Baldızlık ömür boyu...


dile bakk :)

(Source: flickr.com)






Şeytan diyor ki;

Facebook’unu kapat.
Twitter’ını.
Tumblr’ını.
Sil herkesi.
Sadece en sevdiklerini,seni her koşulda mutlu edenleri al.
Numaranı değiştir.
Ev adresini.
Kimse sana ulaşamasın.
Hiçbir şeyle yüzleşmek zorunda kalma.

(Source: gingerweasleys)

Via

‘On the Floor’ Jennifer Lopez choreography by Jasmine Meakin Bu kadın çok fena dans ediyor yaa

(Source: youtube.com)




Shakira - Rabiosa (English Version) ft. Pitbull (shakiraVEVO tarafından)



113
To Tumblr, Love PixelUnion

We're updating Fluid!

Soon, we'll be updating the look and feel of this theme. Read about the changes here. You can easily turn off this notification in the theme customization panel.

Close